GERÇEK BİR NEW YORKER: Jozeph Forakis

Yüksek lisans bursu ile Amerika’dan Domus Akademi’ye öğrenci olarak gelen ve yaklaşık 20 yıldır Milano’da yaşayan ünlü tasarımcı Jozeph Forakis, teknoloji ile tasarımı buluşturan çok yönlü bir isim

Jozeph Forakis, yaklaşık 20 yıldır Milano’da yaşıyor. Jozeph, mobilya ve aydınlatma tasarımından teknolojik ürünlere kadar çok geniş yelpazede çalışmaları olan bir ürün tasarımcısı. Foscarini için tasarladığı Havana lamba MoMA’nın kalıcı sergisinde yer alıyor, Motorola için tasarladığı ‘V70’ cep telefonu gelmiş geçmiş en ikonik telefonlardan biri ve pek çok tasarımı çağdaş tasarım kitaplarında referans olarak gösteriliyor. Ama kişisel ilgi alanı her zaman ileri teknolojiyi ürün tasarımıyla kusursuzca birleştirmek olmuş. Jozeph’le çocukluğundan, eğitiminden, çalışmalarından, bol bol da tasarım ve teknolojiden konuştuk. Bakalım gele- cekte bizi nasıl ürünler bekliyor… Amerika’da sanatçı bir ailenin çocuğu olarak doğup büyüdünüz. Oradaki yaşamınız, ailenizin sanatçı olması tasarımcı olmanızı nasıl şekillendirdi? Manhattan’da doğup büyüdüm, gerçek bir New Yorker’ım. New York, Amerika’da herhangi bir yer gibi değil, bir dünya şehri. O yüzden de hayatım biraz sıra dışı. Manhattan’ın Meatpacking bölgesinde büyüdüm; bugünkü gibi popüler ve lüks değil, tenha ve tehlikeli bir bölgeydi. Annemin parasının ancak yettiği, sıcak su ve ısıtmanın olmadığı bir loftta yaşıyorduk. Bunun yanı sıra 60’lar, 70’lerde New York dünyanın sanat merkeziydi. Ailemin sana- tıyla, yerli ve yabancı sanatçı arkadaşlarıyla, eski endüstriyel bölgelerdeki stüdyolarda bulunmak benim için doğal şeylerdi. Bu yaşam ‘Gelecekte tasarımcı olacağım’ demenizde etkili oldu mu? Sanatla ilgili bir şeyler yapacağım su götürmezdi. Annem, ressam ve doğaçlama sanatçısı; babam ise kaynak çelikle devasa dış mekan heykelleri yapan tanınmış bir heykeltıraş. Ben de üç boyutlu yaratıcı bir şeyler yapmak istediğimi biliyordum. Ama aynı zamanda düzgün bir meslek de istiyordum, çünkü içinde bulunduğum sanatçı dünyası hiç de kolay değildi. Profesyonel sanatçıların yaşadığı zorluklardan kaçmayı umuyordum. O dönem bu alanda bildiğim tek meslek mimarlıktı. Endüstriyel tasarım çok bilinmiyordu. Rhode Island School of Design’a mimarlık okumaya gittim, ilk yılın sonunda yapılan bölüm tanıtımlarını izledikten sonra endüstriyel tasarım okumaya karar verdim. Bu noktadan sonra aslında çocukluğumdan beri hep endüstriyel tasarım yaptığımı fark etmeye başladım. Gençken, harçlığımı biriktirip istediğim şeyi almadan önce, tüm mağazalara gidip o ürünün mevcut durumuyla ilgili piyasa araştırması yapardım; kullanılan teknoloji neymiş, ürün özellikleri ve rakip ürünler nelermiş diye bakardım ki alacağım ürüne karar verebileyim. Ama belli bir noktadan sonra yaptığım araştırma bana daha ilgi çekici gelir ve piyasadaki ürünleri beğenmemeye başlardım. Temiz beyaz bir sayfa çıkarıp, gördüğüm ürünlerin en iyi yanlarını kullanarak kendi sistemimi tasarlamaya başlardım. 9-10 yaşlarımdan beri içgüdüsel olarak kendi ürünümü tasarlıyordum. Bana uygun olan bölümü de okuldaki ilk yılımın sonunda buldum.

Rhode Island School of Design’dan sonra Milano’ya, Domus Akademi’de yüksek lisans okumaya geldiniz.

Şuan hala Milano’da yaşıyor, aynı okulda ders veriyorsunuz ve tasarım stüdyonuzu burada kurdunuz. Milano’da kalmanızda motivasyonunuz neydi?

Milano’ya gelmeden önce Amerika’da çeşitli iş deneyimlerim oldu ama 90’larda Amerika’da tasarım hiç heyecan verici değildi. İtalya’da ise tasarım ivme kazanmıştı, Memphis akımı ve post-modernizm güçleniyor, tasarım nihayet minimalist ve işlevsel doktrinlerden kurtuluyordu. Tasarımda böylesine bir devrim yaşanırken, oluşan yeni fırsatlar yakalanmalıydı. Tam böyle bir zamanda, bir dergide Do-mus Akademi’nin düzenlediği yarışma

Forakis’in stüdyosu Milano’yu suyla buluşturan Navigli bölgesinde yer alıyor. Stüdyo, Forakis’in çeşitli tasarımlarıyla dolu. İşlevsel bir şekilde tasarlanmış açık planlı stüdyoda, tasarımcılar için küçük bir maket işleri atölyesi de bulunuyor.

Yarışmada birinci gelen Amerikalı’ya Domus’ta yüksek lisans bursu veriliyordu. Katıldım ve kazandığım bursla Milano’ya geldim. Master’dan sonra New York’a dönmeyi düşünüyordum ama Domus’ta çok güzel bir deneyim yaşadım ve mezun olduktan sonra İtalyan tasarım kültürüyle daha çok ilgilenmeye başladım. Böylece bir iki yıl daha kalıp Milano’da çalışmaya, İtalyan kültürünü yakından tanımaya ve İtalyanca öğrenmeye karar verdim. İlk işimi bulmak çok zor oldu ve param bitmek üzereydi. Domus Akademi Araştırma Merkezi’nde küçük bir takımla çalışma fırsatı yakaladım. Bu merkezde bilgisayar faresi gibi ürünler üreten Logitech’le proje yaptık. İtalyan tasarım yaklaşımıyla, ileri teknoloji dünyasının buluşması benim için mükemmel bir sentezdi. Andrea Branzi’nin direktör, Marco Susani’nin menajer olduğu bir projede genç tasarımcı olarak yer almak çok büyük bir fırsat ve deneyimdi. Birkaç yıl bu araştırma merkezinde daha iyi pozisyonlara gelerek çalıştım. Milano’da kalmak planımda hiç yoktu ama bir şekilde bu şehir beni içine çekti ve kendimi burada yaşarken buldum.

GERÇEK BİR NEW YORKER: Jozeph Forakis_30.jpg

GERÇEK BİR NEW YORKER: Jozeph Forakis_1.jpg

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir